Bir Konuşabilse (2003)
Film Özeti
Bob, ortada bir hayal kırıklığı ile dolmuş, yaşını başını almış bir aktördür. Hayatında her şey sıradan ve sıkıcı… Bir gün, işi için Tokyo’ya gitmek durumunda kalır. Gittiği bu şehir, tam anlamıyla bir uyuşmazlık noktasıdır. Dil, kültür, her şey… Her şey ona yabancı. Otel odasında kapana kısılmış gibi hissederken; karşısında sevimli ama bir o kadar da ciddi bir kadın bulur. Charlotte… Çok geçmeden, bu iki Amerikalı, birbirlerinin arasında var olan boşluğu doldurmaya başlarlar. Kıskanç bir koca, farklı bir kültür ve büyük bir yalnızlık… Vallahi, bu işin içine girdiğinizde, hayat nasıl da değişiyor!
Kimi zaman komik, kimi zaman hüzünlü anlar arasında baleye dönüşen ilişkileri, Tokyo’nun neon ışıkları altında gelişirken, ikisinin ruhunda da birtakım duygusal değişimlere yol açıyor. Özellikle, Bob ve Charlotte’un iletişim kurma çabaları gerçekten içten; bazen kelimeleri bulmakta zorlanıyorlar ama o anlarda bile özel bir şeyler paylaşıyorlar. İnsana dair olan her şey, var olma mücadelesinin simgesi gibi…
Sofia Coppola, bu filme çok şey katmış. Hem görsel olarak büyüleyici hem de oyunculuklarla buram buram insan duygusu yansıtan bir film ortaya çıkartmış. Bill Murray’ın karamsar ama bir o kadar da komik performansı, Scarlett Johansson’un gençliğinde gizli derinliği, ve ikisinin arasında yaşanan o büyülü anlar oldukça etkileyici. Mesela, o sakin ve melankolik anlarda, insanın içini böyle bir sıcaklık sarıyor ki… Hani derler ya, “Bir konuşabilse…” işte tam da bunun üzerine kurulmuş bir hikaye. Sorular, yanıtlar ve işlemez gibi görünen bazı duygular, Tokyo’nun kalabalığında kaybolmakta…
Hayatın anlamı, bazen bir yabancı ile kurulan derin bir bağda gizlidir. Ve bu tarz hikâyeler, hepimizi bir şekilde sarar; insan hissetmek istiyor, birileriyle bağlantı kurmak… Tokyo’nun karmaşası ve yalnızlığında buluşan iki ruhun bu hikayesini kaçırmayın!
Yorumlar