Hokkabaz (2006)
Film Özeti
İskender, yani Cem Yılmaz, sahnede kaybolmuş bir illüzyonist. Kariyerinin eski gözdesi olmasının hayalini kurarken, işler hiç de öyle gitmiyor. Vallahi, artık herkesin unuttuğu, adını hatırlamakta zorlandığı bir adam. Ama bir gün, her şey değişiyor. Bir gösteri, bir illüzyon, bir şans… İşte bu, isyanının işareti. İskender, sahne ışıkları altında yeniden doğmak istiyor, ama elinde ne var ki? Her ne kadar yetenekli olmasa da, tuhaf bir şekilde ön plana çıkıyor. Hokkabaz, hem komedi hem de dramla dolup taşan bir hikaye sunuyor.
Özlem Tekin, Mazhar Alanson ve Tuna Orhan gibi güçlü oyuncular, İskender’in karmaşık dünyasında ona eşlik ediyor. Her bir karakter, bir başka boyut katıyor, öyle ki kahkaha atarken iç çekmeden edemiyorsun… Gülümsemekle hayal kırıklığı arasında gidip geliyor, abicim, tam da bu yüzden bu film farklı. İskender’in sıradan bir hayatı yok. Seyirciden gelen hafif hafif gülücüklerin ardında, yaşadığı derin yaralar var. Harbiden, insanlar onu sık sık yunus gibi suyun üstünde zıplarken görmüşlerdir; ama içindeki acıyı kimse bilmez.
Tüm bu karmaşa, sahne arkası sırları ve bol bol komedi unsurlarıyla birleşiyor. İskender, tura çıktığında hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını anlıyor. Bir illüzyonist, doğru bir sahne ışığı ve birkaç yardımcıyla bile büyük bir şov yapabilir. Ama bir noktada, onun hayatı da bir sihir gösterisi gibi… İllüzyon, bazen gerçeklerden daha etkileyici olabiliyor. Sonuç olarak, izleyici bu sahnede ilizyonların ve gerçeğin nasıl iç içe geçtiğini gerçek bir samimiyetle hissediyor. Of ya, izledikten sonra hepimizin kalbinde bir yankı bırakıyor… Ne diyebilirim ki? İzleyin, içiniz ısınsın!
Yorumlar