Metrodan Kaçış (2009)
Film Özeti
Gerilim dolu bir günün kapılarını aralayan “Metrodan Kaçış (2009)”, izleyicisini bir an bile koltukta oturamaz hale getiriyor. Yönetmen Tony Scott’ın hüneriyle hayat bulan bu filmde, Denzel Washington’ın canlandırdığı Garber’ın çatışmasını, baştan sona atışarak izliyoruz. Güzel bir sabah, bir şeyler yolunda gitmediğinde, Garber’ın sıradan hayatı aniden karışıyor… Çünkü New York’un altın damarlarından biri olan metro, dört kişilik bir çetenin hedefi haline geliyor.
Zaten başlarında da John Travolta var, yani işin içine gerçekten bir ateş unsuru giriyor. Ryder karakteri, çok kurnaz ve acımasız; bir saat içinde fidye ödenmezse rehineleri öldürmekle tehdit ediyor. Hani öyle sıradan bir hırsızlık değil… Garber, metro sisteminin tüm inceliklerini kullanarak bu durumu nasıl düzeltir diye düşünürken, izleyici de kalbini yerinden oynatacak bir gerilim bekliyor. Tam da bu noktada ikilinin mücadelesi başlıyor.
Ama garip olan şu ki, Garber’ın aklını kurcalayan bir muamma var: “Peki, parayı alsalar bile nasıl kaçarlar ki?” Bu sorunun cevabını öğrenmeye çalışırken, izleyici de o aksiyon dolu anları nefesini tutarak takip ediyor. Geçici bir süre için metro, bir savaş alanına dönüşüyor. Gerilim tavan yaptığı anda, ikilinin arasındaki zekice oyun ile izleyiciye adeta bir satrancı, piyonları bile düşünerek izleme fırsatı sunuyor.
Kapsayıcı bir hikaye, akıllı diyaloglar ve harika bir müzik eşliğinde, “Metrodan Kaçış” gerçekten magnifique bir deneyim. Tüm bu heyecanı bir araya getirip, oturduğunuz yerden kalkmadan, harbiden sarılacağınız sahneler ile dolu. Kısacası, hem aksiyon tutkunları hem de senaryo derinliği sevenler için kaçırılmayacak bir film. Bu film, sadece sıradan bir hırsızlık hikayesinden ibaret değil; aynı zamanda insanlığın karanlık tarafıyla yüzleşmenin sağladığı gerilimi de barındırıyor… Bu noktada, Garber ve Ryder’ın çatışması daha da heyecan verici hale geliyor.
Yorumlar