Oblivion (2013)
Film Özeti
Görkemli bir gelecekte, dünyanın kan revan içerisinde kıvrandığı bir zamanda, Jack Harper (Tom Cruise) belki de son kalan umudu temsil ediyor. Yıllardır insansız hava araçlarını tamir eden Jack, hayatta kalanların arasındaki en cesur isimlerden biri. İnsanlığın düşmanı olarak gördüğü Scavlar ile süregelen savaşın izleri, her an yaşamakta olduğu gökyüzü gibi derin ve karmaşık. Kendisi için sıradan bir gün başlarken, bir uzay gemisinin yere düşmesiyle her şey değişir. O gemiden kurtardığı güzel yabancı, Jack’in hayatında yepyeni bir sayfa açar. Ne dersin, bu güzel kadın kimdir? Neden buradadır? Of ya, Jack’in kafası resmen karışıyor, ama işin asıl ilginci, bu kadınla birlikte geçmişini sorgulamaya başlaması.
Jack, sadece bir tamirci değil, aynı zamanda taşıdığı sırlarla yüklü bir adam. Hayatı boyunca yaptığı her şey bir an için sorgulanır hale gelir. Bu, sadece bir insanlık mücadelesi değil, bir bireyin kimliğini yeniden bulma serüvenine dönüşüyor. Morgan Freeman’ın canlandırdığı karakter, Jack’e bir yol gösterici gibi. O sırada, Jack’in gözünden gördüğü dünya… Gerçekten korkutucu. Bazen, geçmişini unutmak zorunda kalmak, öyle bir şey ki, insan kendini kaybolmuş hissediyor. Ama Jack, kaderine meydan okumak için cesaret bulmak zorunda.
Nikolaj Coster-Waldau ve Olga Kurylenko gibi isimlerin de eşlik ettiği bu serüvende, her an yeni bir gizemle dolu. Olaylar gelişirken, izleyiciyi de içine çeken bir atmosfer yaratıyor. Yavaş yavaş ilerleyen gerilimiyle, insanın duygularına dokunarak onları en derin hissettiren sahneler… Harbiden etkileyici. Jack, bildiğimiz her şeyin ötesine geçerek insanlığın kaderini değiştirebilir mi? Her şey onun seçimlerine bağlı artık. Unutma, dönüşü olmayan bir yolda ilerliyoruz ve Jack’in elleri, gelecekteki insanlık tarihini şekillendirebilir…
Yorumlar