Roma (2005)
Film Özeti
Roma, tarih sahnesinin en büyüleyici dönemlerinden birini gözler önüne seriyor. Milattan önce 49 yılına geri döndüğümüzde, bir cumhuriyetin yıkılışına tanıklık ediyoruz. Yönetmen koltuğunda Jeremy Podeswa, Mikael Salomon ve Adam Davidson gibi isimler otururken, izleyiciyi içine çeken bir atmosfer yaratmayı başarıyorlar. Karakterler, bireylerin ve toplumun üstünde dans eden güç oyunlarının, ve tabii ki seküler zevklerin peşinde koşuyor.
Dizinin ana karakteri olan Lucius Vorenus ve Titus Pullo, zaman zaman dost, zaman zaman düşman rolünde karşımıza çıkıyor. Harbiden, bu ikilinin dostlukları ve aralarındaki çatışmalar, izleyiciyi ekran başına kilitleyen unsurlardan biri. Tarihin en kanlı dönemlerinden birinde, hanedanlar arasındaki hırs ve kölelerin yaşam mücadelesi, savaş alanında birbirleriyle çarpışan efendiler ve hizmetçiler olarak bu dramatik yapının çekirdek unsurlarını oluşturuyor. İmparatorluğun doğuşunu izlerken, aşk, ihanet ve sadakat gibi kavramların da ne denli iç içe geçtiğini görüyorsunuz.
Vallahi, Roma’da her şey o kadar gerçekçi ve derin ki, yazılan her diyalog, her sahne insanı sarsıyor. Dönemin ideallerine, savaşların yıkıcılığına tanık olurken, baş karakterlerin kişisel çelişkileri de içimizi burkuyor. Hikaye o kadar sürükleyici ki, “of ya” diyerek derin bir nefes alıyorsunuz. Kevin McKidd’in muhteşem performansıyla Lucius Vorenus, gerçek bir savaşçı gibi hayat buluyor. Aynı şekilde Ray Stevenson, Titus Pullo rolünde beklenmedik bir karizma sergiliyor. Düşünsene, her bölümde bir başka dramaya, bir başka savaşa hazır olun!
İşte bu yüzden, Roma, hem görsel hem de duygusal olarak izleyenin ruhuna hitap eden bir başyapıt… Her sahnede tarih dersleri alırken, insanların duyguları ve mücadeleleri arasında kaybolmak kaçınılmaz. İzlemekten asla pişman olmayacağınız, dönemin karmaşasına ve insanların çaresizliğine sürüklenmek için kesinlikle bir fırsat!
Yorumlar