The Dead Don't Die (2019)
Film Özeti
“The Dead Don’t Die” filmi, bir zombi filmi olmanın ötesine geçerek, alışılmışın dışında bir komedi ve dram karışımı sunuyor. Yönetmen Jim Jarmusch’un yaratıcı dokunuşuyla, sıradan bir kasaba hayal edin; her şey sakin, herkes günlük hayatına devam ediyor. Ama bir sabah, mezarlar açılınca, garip olaylar ardı ardına gelmeye başlıyor… Of ya, bu tam anlamıyla bir kabus!
Kasabanın polisleri, Bill Murray ve Adam Driver gibi usta oyuncularla canlandırıldığı için, bu ikili, izleyiciyi özdeşleşmeye davet ediyor. Vallahi, dönerken yüzlerine bakmaya kalmayacak kadar komik bir ikili, hem de bir yandan zombilerle mücadele ediyorlar. Tilda Swinton’ın da yer aldığı filmde, kasaba halkının bu garip olaylar karşısında nasıl bir tepki vereceğini görmek gerçekten ilginç. Biraz izliyor, biraz gülüyor, biraz da düşünüyorsunuz: “Acaba burası benim kasabam mı?”.
Ama işin daha da ilginci, zombi salgını başlarken, yolcuların da kasabaya mahsur kalması… Yani, gündelik hayatın nasıl birdenbire sonsuza dek değişebileceğini gösteriyor. Hayatta kalanlar, cesur insanlardan, sıradan bir dizi karakterine dönüşüyorlar. Herkesin kendi hayatta kalma hikayesi var; yaratıcılığı ve insan doğasının özünü keşfetmek için tam bir fırsat.
“Dead Don’t Die”da sadece zombi teması değil, aynı zamanda varoluşsal kaygılar, insan ilişkileri ve hayatın absürtlüğü üzerine derin bir yorum var. Hrr, bu film atölyede oturmuş ve uzun boylu bir tartışmanın içine düşmüş gibi… Kısaca, ailenizle izlemek isteyebileceğiniz, ama bir hüzünle gülümseten bir yapım. Unutmayın, bu film sadece zombi avı değil, insanın dönüştüğü, mücadele ettiği ve pes etmediği bir hikaye! Kısaca, bu film tam anlamıyla bir başyapıt… ama yine de dikkatli olun, zombi gelir!
Yorumlar