The Mentalist (2008) Fragman
Film Özeti
Patrick Jane, sadece bir medyum değil; gözlem yeteneğiyle insan ruhunun derinliklerine inen, sırları açığa çıkarmayı kendine ilke edinmiş bir adam. Tam bir sirke atmosferinde büyüyen Jane, yeteneklerini televizyona taşımaya karar veriyor. Ama bu süreçte hayatını sonsuza dek değiştirecek bir hata yapıyor. Red John… O da ne, değil mi? Jane’in hayatına girdiği andan itibaren her şey tepetaklak oluyor. Kızının ve eşinin acımasızca katledilmesiyle, kendini derin bir iç sorgulamaya tabi tutuyor ve bu kayıpların sorumlusunu bulmak için FBI’ın kapısını çalıyor. Ancak, başlangıçta bir ret cevabı alıyor – koca bir hayal kırıklığı. Ama pes etmiyor işte, çünkü onun içinde bir tutku var.
Öyle bir karakter ki, sıradan bir insandan farklı olarak, en derin sırları ve en karanlık düşünceleri sezebiliyor. FBI, elindeki verilerle boğuşurken, bu yetenekli adamın gerçek potansiyelini keşfeder. Her bölümde, Jane’in zekası ve çözümleme becerisi, çözülmesi imkansız gibi görünen davaların ardındaki gerçeği gün yüzüne çıkarıyor. Of ya, ne de olsa o bir dahi. Ama her dedektif hikayesinin olmazsa olmazı bir soru var: Jane, gerçekten Red John’ı durdurabilecek mi?
Gizli bir oyun oynamakla sınırlı değil bu; aynı zamanda kayıpların acısıyla yüzleşmek, kendini affetmek ve geçmişle barışmak üzerine. Yani sadece suçların peşinde koşmak değil, yüreğin derinliklerine de inmek zorunda. Her bölüm, izleyiciyi sarıp sarmalarken; Jane’in hem kahraman hem de kayıp bir insan olarak portresini keşfetmemizi sağlıyor. Başka bir deyişle, izlerken hem gerileceksiniz hem de içsel bir yolculuk yapacaksınız. Mentalist, zekice kurgulanmış hikayesiyle, sizi ekrana kilitleyecek ve ne yazık ki, her seferinde “daha fazlasını istiyorum” dedirtecek…
Yorumlar