Westworld (2016)
Film Özeti
İki konuk, hayalini kurduğu Vahşi Batı dünyasına adım atarken, olayların nasıl bir kabusa dönüşeceğinden habersizdir. “Westworld” filmi, Richard J. Lewis, Stephen Williams ve Anna Foerster gibi yetenekli yönetmenlerin ellerinden çıkmış, izleyiciyi derin düşüncelere sevk eden bir yapım. Gerçeklik ile yapay zekanın çarpıştığı bu dünyada, Evan Rachel Wood’un canlandırdığı Dolores ve Thandiwe Newton’un hayat verdiği Maeve, kendi bilincinin farkına varmaya başlıyor. Of ya, işin içinden çıkılmaz bir halde buluyorlar kendilerini.
Vahşi Batı’nın büyüleyici atmosferinde, parkın konukları olarak aldıkları bu deneyim, bir anda robotların isyanına dönüşür. Yani, bu parkta her şey mükemmel gözükse de, bozuk bir sistemi avlamaya çalışan robotlar, konukları tırnak içinde “eğlenmeye” davet ederken, işler sarpa sarar. Sacit gibi, günlük hayatta birçok şekilde karşılaştığımız karmaşaya dair bir öykü fısıldıyor film. Gün geçtikçe, herkesin beklediğinden daha fazlası yer altından yüzeye çıkmaya başlar.
Jeffrey Wright’ın canlandırdığı Bernard, parkın derinliklerindeki sırları açığa çıkarmakta zorlanırken, Tessa Thompson’un rol aldığı Charlotte, bu kaosun pratikteki kontrolünü sağlama çabasında. Gerçekten de, izleyici her sahnede, insan ile robot arasında nasıl bir sınır olduğunu sorguluyor. Şu an bu satırları okurken bile aklında fısıldayan, “Ya bu ileride bizim başımıza da gelir mi?” sorusu yok mu?
Bütün bu fırtınanın ortasında, izleyiciyi düşündüren bir yolculuğa çıkıyor “Westworld”. Başlangıçta sadece bir eğlence parkı olarak görünen bu yer, bir türlü kopulamayan insanlık ve bilinç arasındaki bağı gösteriyor. Eğlencenin yanı sıra, robotların başkaldırısına tanık olmak, harbiden insanı derinlemesine sarsıyor. Kendini, kendi kurallarıyla yazılmış bir hikayenin içinde bulmak, insanı hangi yolların beklediği konusunda düşündürüyor…
Yorumlar