White Collar (2009) Fragman
Film Özeti
Kırık dökük bir yaşamın tam ortasında, karizmatik dolandırıcı Neal Caffrey, kaçırılmış bir kalbin peşinden sürüklenirken hayatının en büyük macerasına atılıyor. Bilirsiniz işte, suç dünyası her zaman bir adım önde, ama Caffrey’nin de aklında bir plan var. FBI ajanı Peter Burke ile yaptığı soğuk savaş, tam üç yıl sürüyor; ama bu adam pes etmez. Düşünün, hapiste geçireceği dört yıl kalmış. Sadece dört yıl… ama o özgürlüğe o kadar yakın, o kadar aç ki… Kaçıyor! Yani, abartmıyorum, tam bir kaçış filmi sahnesi gibi…
Fakat hikaye burada bitmiyor. Neal, yakalandığında, özgürlüğü için bir anlaşma yapmayı öneriyor. Hani, “bir elin nesi var, iki elin sesi var” misali… Burke, tereddüt etse de, içindeki dürüstlük ve adalet arayışı onu Neal ile bir ortaklığa itiyor. Beyaz yakalı suçluları yakalamak için tam bir ekip oluyorlar. Her bölümde, izleyici kendini ağına çekilmiş hırsızlık planlarının karmaşık iç dünyasında buluyor. Her türlü trikyü, her manevrayı keşfedeceğiniz bir serüven.
Serinin kalbinde sadece suç değil, dostluk ve güven temaları da mevcut. Neal’in asıl hedefi, kaybolan sevgilisi Kate’i ve onun izini bulmak… Ama bu sırada, hem eski suçluluklarıyla yüzleşiyor, hem de yeni dostluklar kuruyor. “Of ya, bu gerçekten karmaşık bir durum!” dedirtiyor bazen. Her karakter derin, her sahne düşündürücü. Diahann Carroll’un performansı kesinlikle hayranlık verici, seyirciyi içine çekiyor. Tim DeKay’in Peter Burke’i de, işin içinde bir tamirci gibi, bir kalıp gibi ama bir yandan da sıcak bir baba figürü.
Aksiyon, drama ve bir parça komedi ile harmanlanmış bu muhteşem yapım, tam olarak beyin jimnastiği yapmanıza imkan veriyor. Son kez, “Neden bir suçlu ile anlaşma yaparsınız ki?” sorusu düşer kafa karışıklığınıza… Ama izlediğinizde, Caffrey’nin zekasına ve Burk’un sabrına hayran kalacaksınız! Emin olun, bu hikaye bitmeyecek, daha çok gizem, daha çok çelişki gelecek… Ne diyelim, iyi seyirler!
Yorumlar