Yaratık: Covenant (2017)
Film Özeti
Celsius, yani 0.0’ın biraz üzerinde bir sıcaklık. Aman tanrım, herkesin yüzü gülüyor, heyecanla yeni keşifler peşindeler. İşte bu, “Yaratık: Covenant” filmindeki Covenant adlı uzay gemisinin umut dolu iniş anı! Ridley Scott, yine ustalığını konuşturmuş, ama bu sefer gezegenler arası yolculukta işler gerçekten iç açıcı gitmiyor. Ekip, yeni keşfettikleri bu cenneti o kadar da masum bulamayacaklar gibi görünüyor… İlk başta, insan elli yıl boyunca düşünüp tasarladıkları gibi bir yaşam alanı, yemyeşil ormanlar, geniş denizler düşünün. Ama ahh, Vallahi her şeyin bir bedeli var.
Geminin kaptanı Oram (Billy Crudup), yeni gezegende kaybolmuş uyku ve kabuslarla boğuşurken, ekibin kaldığı kadar doğal ve güzel buldukları bu yerin büyüsü birer birer çözülmeye başlıyor. Ne de olsa her cennet, içeride bir cehennem taşır mı? Alien serisinin muazzam mirasından beslenen bu film, hüzne ve korkuya bulanan bir yolculuğu anlatıyor.
Michael Fassbender’in canlandırdığı android David karakteri, hem bir koruyucu hem de bir avcı, harbiden sırlar saklıyor. Belki de tüm bunlar, dava için bir gereklilik. Bu durum, yalnızca ekip arkadaşları ile ilgili değil; yalan ve gerçek arasındaki ince çizgide dahi olduğu gibi… Korku dolu bir atmosferde kaybolmuş insan ruhlarının umutsuzca hayatta kalma arayışını izlemek, izleyiciyi bambaşka bir dünyaya sürüklüyor. Güneşin batışı bile her zaman umut vaat etmez; bazen karanlık, daha da beklenmedik bir anlam kazanır.
Sonuç olarak, “Yaratık: Covenant”, sadece bir bilim kurgu filminden çok daha fazlası. Üzücü ama gerçek, keşfetme isteğimiz ve bilinmeyene doğru attığımız adımlar, korkulardan kaçmadığımız sürece asla sonuçlanmaz. Gezegende kaybolan yabancıların hikayesindeki derinlik ve karanlık, finalinde bizi düşündürüyor… Korku dolu yolculuğuma hazır mısınız?
Yorumlar