Behzat Ç.: Bir Ankara Polisiyesi (2010)
Film Özeti
Asfalt bir yolda sırasıyla dizilmiş sıradan arabalar, gündelik hayatın içinden fısıldayan bir sessizlik… Ama o sessizlikte bir çığlık var, bir kanıt… “Behzat Ç.: Bir Ankara Polisiyesi”, suçun, dramın ve derin bir hikayenin iç içe geçtiği, göz alıcı bir İstanbul gökyüzü değil, hafif karanlık ama bir o kadar etkileyici bir Ankara haritasında geçiyor.
Behzat’ın dünyası, sıradan bir polis memurunun hayatından çok daha fazlası. Cinayet bürosunda başkomiser olarak kalan, ama içinde bulunduğu karanlık kuyudan kurtulamayan bir adam. Yasaklar, kayıplar, sevdikleriyle olan karmaşık ilişkileri… Hepsi bir arada. Behzat, intihar eden kızı Berna’nın acısı ile başa çıkmaya çalışırken, bir yandan da suçluların peşinde koşuyor.
Serdar Akar, Doğan Ümit Karaca ve Zekeriya Kurtuluş’un yetenekli ellerinden çıkmış bu film, sadece bir suç hikayesini değil, aynı zamanda insanın içindeki karanlığı, herkesi etkileyen dramaları ve başa çıkılamaz kayıpları da gözler önüne seriyor. Göz alıcı oyunculuklarıyla Erdal Beşikçioğlu, Fatih Artman ve Canan Ergüder, sahnelerde sadece karakterlerini değil, izleyiciyi de derinden etkileyen bir duygusal yoğunluk sunuyor.
Her bölümde farklı cinayetler, farklı hayatlar. Ama her seferinde bir şeyle buluşuyor; kayıpları aşmak, sevdiklerini tekrar bulmak… Ekip halinde hareket eden Behzat Ç. ve dostları; Harun, Hayalet, Akbaba, Eda, Selim ve Cevdet, sadece suçlularla değil, kendi iç hesaplaşmalarıyla da mücadele ediyorlar.
Vallahi, izlerken zaman zaman içim burkuluyor… Işıksız sokakların karanlığında sanki bana bir şeyler anlatıyor gibi, bir başka Ankara hikayesinin peşindeyiz. Hayatın ağırlığını ve insanların karanlık taraflarını gözler önüne seren bir yapım. Behzat Ç., sinemaseverin ruhunu saran bir yolculuk; dramla, aksiyonla ve biraz da gerçeklerle dolu hüzünlü bir tını…
Yorumlar