Dehşet Gezegeni (2007)
Film Özeti
William ve Dakota Block, huzurlu bir geceyi düşünürken, birden arka bahçelerinden gelen seslerle uyanırlar. Suskunluğun içindeki o korkunç gürültüyü duyduğunda insanın tüyleri ürperiyor, değil mi? Merakları peşinden sürüklerken dışarı adım attıklarında karşılaştıkları manzara, tam anlamıyla bir korku filminden fırlamış gibidir. Hani o güzelim bahar akşamı… birden patlayan bir bomba ve ardından yükselen garip bir gaz. Ama bu gaz sıradan bir şey değil. Soluyunca, insanları acımasız birer caniye dönüştürüyor. Ortalık bir anda dehşete bürünüyor, saldırgan ruhlar birer birer ortaya çıkıyor.
Ve işte, bacakları kopmuş o cesur dansçı Cherry ile eski sevgilisi Wray, üretken bir ekibin arasında William ve Dakota’ya katılıyor. Dört gözle, gerçeklerle yüzleşmeye, bu kabusun kaynağını anlamaya çalışıyorlar. Korkunun, gerilimin tavan yaptığı bu dünyada, birlikte nelerle karşılaşacaklarını bir hayal etsenize… Her köşe başında bir korku abidesi duruyor.
Robert Rodriguez’in sinema dili, bizi yerden yere çalan bir maceranın içine çekiyor. Quentin Tarantino’yla birlikte yarattıkları “Grindhouse” projesinin parçası olarak sunulan “Dehşet Gezegeni”, zaman zaman gülümseten, bir o kadar da gerilten sahneleriyle dikkat çekiyor. Özellikle Frank Miller’dan uyarlanan “Günah Şehri” sonrası, Rodriguez’in sinemasında nasıl bir değişiklik yaşandığını görmek şüphesiz herkesin ilgisini çekiyor. Bu film, korkunun yanı sıra güçlü karakterlerle dolup taşan bir deneyim sunuyor.
Yani, korku sineması sevenler için, “Dehşet Gezegeni” farklı bir tat… İçinde kaybolmak isteyeceğiniz bir dehşet yolculuğu. Hadi, bu dünyada kaybolmaya hazır mısınız?
Yorumlar