Köşedeki Dükkân (1940)
Film Özeti
Küçük bir hediyelik eşya dükkanında geçiyor her şey. Alfred Kralik, dükkanın deneyimli çalışanı… Ve Klara Novak, yeni işe başlayan, biraz da dik kafalı bir kız. Tanıştıkları ilk an, biri diğerinin zıttı gibi. Ne yalan söyleyeyim, resmen çatışma çıkacak gibi; ikisi de birbirlerine o kadar antipatik geliyorki, of ya, her an bir kavga patlak vermiş gibi hissediyorsun. Oysa, bu dükkanın altındaki sır, ikisinin birbirlerinden habersiz mektup arkadaşlığı. İkisi de başka birine aşıklar ama… Yürekteki o derin ve gizemli his, gerçek hayatta hiç beklemedikleri bir bağ kurmalarına neden oluyor.
Zaman geçtikçe, o bıkkınlık veren tartışmalar, yerini farklı bir duyguya bırakıyor. Kralik ve Novak, mektup yazarken birbirlerine daha yakın hissediyorlar. Harbiden, ne de güzel yazıyorlar. Mektuplarındaki tatlı dil ve samimi duygular, yüz yüze geldiklerinde kurdukları sert ve mesafeli ilişkiyi adeta silip süpürüyor. Fakat işin ilginç yanı, bu birbirlerine düşman gibi görünen insanlar, aslında kalplerinde hissettikleri içten duyguları gizli tutuyorlar… Yani, ne diyorsun, gerçekten de bir yerden bir yere varmak zorunda kalabiliyorlar.
Ernst Lubitsch’in ustaca yönettiği bu film, sadece romantik bir komedi değil. Bir aşk hikayesinin yanı sıra, insan ilişkilerinin ne kadar karmaşık olabileceğini de gözler önüne seriyor. İşin içine biraz yaşanmışlık, biraz mizah girince, ortaya harika bir yapım çıkıyor. Kısacası, “Köşedeki Dükkân,” sevgi, kararsızlık ve tuhaflıklarla dolu bir dünya sunuyor. Tıpkı hayat gibi… Bu film, izleyiciye hem gülümsetiyor hem de düşündürüyor. Sonuçta her aşkın hikayesi, biraz tuhaf olur değil mi?
Yorumlar